Demo

Yazar Arşivi

23 Nisan, Egemenliğin Millete Verildiği Gündür

Halkımızın egemenliğinin, milli iradenin tecelli ettiği yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, demokrasimizin gelişmesi ve ülkemizin kalkınmasının en büyük güç kaynağıdır. Türkiye, yokluklar içerisinde var olma mücadelesi veren bir durumdan, bugün dünyanın saygın ülkelerinden birisi haline gelmişse bunda Türkiye Büyük Millet Meclisimizin payı gerçekten de çok büyüktür.
23 Nisan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı gündür; yönetimde egemenliğin millete verildiği gündür, milletin geleceğinin çocuklara emanet edildiği gündür. 23 Nisan, tüm dünya çocuklarına armağan edilen ilk ve tek bayram olması bakımından da ayrı bir öneme sahiptir. Dünyada böyle milli bir günü, çocuk bayramı olarak kutlayan başka bir ülke yoktur. 23 Nisan 1920 ülkemizde, diğer bazı ülkelere örnek olacak şekilde, halkın yönetime katılmasının kabul edildiği tarihtir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi; Birinci Meclis’ten itibaren vatan ve millet davasının sembolleştiği yerdir. Meclis’imiz kurtuluş savaşını, milli mücadeleyi yönettiği için kurucu ve Gazi Meclis unvanını taşımaktadır. Meclis’imiz milli iradenin vücut bulduğu yer olduğunu 15 Temmuz gecesi hain darbe girişimi sırasında da göstermiştir. Milletimiz ve milletvekillerimiz bombalanma pahasına milletin iradesine sahip çıkmıştır ve Meclisimiz bir kez daha gazi olmuştur.
15 Temmuz gecesi milli iradenin sembolleri olan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi hedef alınmış ve Gazi Meclisimiz tarihinde ilk defa darbeciler tarafından savaş uçakları ile bombalanmıştır. Milletimiz, gençlerimiz ve çocuklarımız bu tarihi ve bu hainliği hiçbir zaman unutmayacaktır.
Esas itibarıyla 15 Temmuz gecesi TBMM’ye saldıranlar milletin iradesine ve istiklaline saldırmışlardır. Milletimize ve vatanımıza kasteden hiçbir düşman 15 Temmuz’dakiler kadar alçalmamıştır. Zira geçmişteki hiçbir düşman Milletin Meclisi’ni vurma alçaklığını göstermemiştir.
Aziz milletimiz 15 Temmuz darbe girişimine karşı egemenlik hakkına sahip çıkmıştır. Tanklara, savaş uçaklarına ve helikopterlerine göğsünü siper etmiştir. Milletimizin bu asil duruşu; bir yandan demokrasi yürüyüşümüzü tahkim etmiş, diğer yandan dünya siyasi tarihine son derece kıymetli bir sayfa olarak yazılmıştır. Halkımızın iradesi tankların gücünü yenmiştir.

 

Millet iradesinin yegâne temsilcisi olan Meclisimiz bundan sonra da yüksek sorumluluk bilinciyle hareket ederek, milletimizin umudu olmaya, ülkemizin sorunlarına milletimizin menfaatleri doğrultusunda çözümler üretmeyi sürdürecektir.
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar, milli iradenin doğduğu bugünü sevgili çocuklara armağan ederek onlara olan güvenlerini göstermişlerdir. İnanıyor ve biliyoruz ki, ülkemizin geleceği olan çocuklarımız geçmişten aldıkları güçle, geleceği şekillendirecek, müreffeh bir Türkiye’nin, barış içinde bir dünyanın kurulmasında önemli görevler üstleneceklerdir. Bizler de sevgili çocuklarımıza güveniyoruz.

 

Bu duygu ve düşüncelerle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Birinci Meclisimizin kahraman üyelerini ve milli mücadelede emeği geçmiş olan herkesi en derin saygı ve rahmetle anıyorum. Ülkemizin her köşesinde gülen yüzleri ve sevgi dolu yürekleriyle bugüne anlam katan çocuklarımızın ve aziz milletimizin “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını” en içten duygularla kutluyorum. Milletimizin hürriyet aşkını ve millet egemenliğini sembolleştiren 23 Nisan’ın tüm ülkemize huzur, barış, mutluluk ve esenlikler getirmesini diliyorum.

Çanakkale Deniz Zaferi

Dünya tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan Çanakkale Savaşları, yaşanan tüm imkânsızlıklarına rağmen binlerce yıllık şanlı tarihe sahip milletimiz; namusu bildiği bağımsızlığı ve vatanı uğruna hiçbir fedakârlıktan çekinmediği, ayrıca harp sahasında hasmından dahi esirgemediği merhameti ile tüm insanlığa emsal olacak şekilde ortaya koyduğu bir zaferdir.
Millî şairimiz Mehmet Akif’in deyimiyle Çanakkale Savaşlarında verilen bu olağanüstü mücadele “tarihe sığmayacak kadar büyük”tür. İstanbul’dan, Halep’ten, Diyarbakır’dan, Yemen’den, Gaziantep’ten, Musul’dan, Gümülcine’den kısacası Osmanlı coğrafyasının her köşesinden gelen vatan evlatlarının yan yana savaştığı ve 253 bininin şehadet şerbetini içtiği Çanakkale, bugünün Türkiye’si için de bir önemli bir kardeşlik sembolüdür. Merhum şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın da ifadesiyle “Çanakkale, Türkiye’nin önsözüdür”.
Bizler için bu zafer, sadece tarihimize ait olan bir başarı hikâyesi değil, hâlen sürdürmekte olduğumuz medeniyet yürüyüşümüzün de ilham kaynaklarının başında gelmektedir. ‘Çanakkale geçilmez’ dedirten ecdadımızdan miras aldığımız vatan sevgisi, bizlere emanet edilmiş olan bu vatana, bugün de yarın da aynı şuurla sahip çıkılacağının da güvencesidir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle ikinci kurtuluş savaşını verdiğimiz bu günlerde, Çanakkale ruhu bizler için adeta bir deniz feneri, bir yol gösterici konumundadır. O gün nasıl ki yedi düvele karşı verilen mücadele, iman ve şuur ile başarıyla neticelendiyse, bugün de ülkemiz pek çok farklı unsurla devam ettirdiği mücadelesinde inşallah muvaffak olacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle Çanakkale Deniz Zaferi’nin 102. yıl dönümünü kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, bu zaferde payı olan tüm kahramanlarımızı ve ebediyete intikal eden tüm şehitlerimizi rahmetle ve şükranla anıyorum.

Antep’e Gazilik Unvanın Verilmesi

Anadolu’nun her köşesi Kurtuluş Savaşında istiklali için mücadele ettiği tarihlerde, Antep halkı da düşman işgaline karşı dünyaya örnek bir kurtuluş mücadelesi vermiştir. Gaziantepliler, 6 bin 317 evladını şehit vererek “ölürsem şehit, kalırsam gazi” inancıyla Gaziantep’i düşman işgalinden kurtarmıştır. Antep savunması, vatan ve millet sevgisinin, en modern silahlardan bile daha güçlü olduğunun açık bir göstergesi olmuştur.

Gazi Mustafa Kemal’in başkanlığındaki Büyük Millet Meclisi, şehrinin kurtuluşu için destan yazan Antep ahalisinin şanlı mücadelesini taçlandırarak, 8 Şubat 1921 tarihinde 93 nolu kanun ile Antep’e “Gazi” unvanı verdi. Gazi şehrimiz, bu şerefli unvanı 96 yıldır layıkıyla taşımaya devam ediyor. Ayrıca 7 Şubat 2008 tarihinde çıkarılan 5734 sayılı kanunla Kurtuluş Savaşı sırasında verdiği destansı mücadele ile büyük kahramanlık nedeniyle ilimize “İstiklal Madalyası” verilmiştir.
Bu unvan 7’den 70’e verilen şanlı bir mücadele sonucu alındı. Yaşanan tüm yokluklara rağmen kahramanlık destanını yazan Antepliler, dün olduğu gibi bugün de Türkiye’de örnek konumunu sürdürüyor.

Kurtuluş Savaşı’nda ortaya konulan mücadele, bugün de devam ettiriliyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2. Kurtuluş Savaşı olarak adlandırdığı bu dönemde; çalışıp, üretip, şehrine değer katan herkesi kutluyorum.

Aynı hedefe matuf olup, aynı tezgâhların ürünü olan; FETÖ – PDY‘nin yaptığı ihanetler, bölücü terör örgütü PKK’nin gerçekleştirdiği alçak eylemler, barış dini İslam’ı terörle bir araya getirmeye çalışan DEAŞ’ın faaliyetlerine karşı, ecdadımızın 96 yıl önce gösterdiği vatana, millete sahip çıkma inancıyla amansız mücadelemizi sürdürüyoruz, sürdürmeye de devam edeceğiz.

Bu vesileyle Antep’i, Gaziantep yapan kahramanlarımız başta olmak üzere, tüm isimsiz yiğitlerimizi, aziz şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

25 Aralık Gaziantep’in Kurtuluş Günü

Kurtuluş Savaşı tarihlerinde aziz vatanımızın hemen her köşesinde topyekûn sürdürülen istiklal mücadelesinin en çetin sahnelerinden biri de Gazi şehrimizde yaşandı. Bu şehrin insanları, aylarca açlığa ve yokluğa mahkûm edilerek canlarından aziz bildikleri toprakları ele geçirilmek istendi. Var olan tüm imkânsızlıklara rağmen Antep ahalisi; hürriyet ve bağımsızlık aşkı ile esir olmaktansa ölmeyi tercih ederek amansız bir mücadele verdi. Antep Savunması, devrin en modern imkânları ile donatılmış ordular karşısında sarsılmaz irade ve direniş ruhu ile 11 ay süren kurtuluş mücadelesinde 6317 vatan evladını şehit verdi. Millî Mücadelenin kıvılcımı olan Antep’e, Gazi Mustafa Kemal’in başkanlığında ki Büyük Millet Meclisimiz tarafından “Gazi” unvanı verildi.

Ülkemiz ve Gaziantep, o yıllarda nasıl bir işgal girişimi ve buna karşı bir istiklal mücadelesi verdiyse; bugün de yaşamakta olduğumuz durum benzer bir konumdadır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, ülkemiz bugün yaşadığı olaylar ve buna karşı yürüttüğü mücadele ile adeta 2. Kurtuluş Savaşı’nı vermektedir. 15 Temmuz hain kalkışmasıyla asker kılığına girmiş teröristlerce işgal edilmeye çalışılan ülkemiz, aynı mihraklarca piyon olarak kullanılan birçok terör örgütü ile eşzamanlı aman vermez mücadelesine devam etmektedir. Bundan 95 yıl önce kararlı duruşu ile topraklarını koruyarak Gazi unvanını hak eden Gaziantep, bugün de hem 15 Temmuz gecesi göstermiş olduğu milli iradeye sahip çıkma azmi ile hem de teröre karşı sert duruşu ile bu unvana ne kadar yakıştığını bir kez daha ispat etmiştir.

Şehit ve gazilerimizin bizlere emaneti olan ülkemiz, kurulduğu ilk günden bu yana Antep Savunması ruhu ve heyecanı ile karşılaştığı tüm engelleri milletimizin azim ve kararlılığıyla bertaraf etmiştir. O destanı, mübarek kanlarıyla yazan şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin torunları Gaziantep’liler, bugün de ülkemizin sokulmaya çalışıldığı terör kıskacı ve ekonomik zorluklara karşı millî duruşu ve istihdama sunduğu katkılarıyla, ekonomimizin gelişmesi için hizmet ediyor.

Bu duygu ve düşüncelerle, Gazi şehrimizin düşman işgalinden kurtuluşunun 95. yıl dönümünü kutluyor, Antep savunmasının önemli isimleri olan Şehit Kamil’leri, Şahin Bey’leri, Karayılan’ları ve canı pahasına vatanın kurtuluşu ve bölünmez bütünlüğü için mücadele eden tüm şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi hayırla ve rahmetle yâd ediyorum.